Beni Takip Edin @ozlemsblog

8 Ekim 2017 Pazar

MakeupZone Ankara ile 6D Microblading Kaş Kontürü Deneyimim

Ekim 08, 2017 1 Comments
Herkese merhabalar.
Kaşlarımız ifademizi belirleyen, yüzümüzdeki en önemli bölüm olsa gerek. 
Bi 10 yıl önceki fotoğraflarıma baktığımda sinir krizleri geçirmeme neden olan, ama o zamanlar her ne hikmetse rahatsızlık duymadığım, ifademi sinirli gibi gösteren kaşlarım vardı. Sol tarafım sağa göre daha seyrek ve şekilsizdi. Yıllar içinde modaya uyarak çok incelttiğim zamanlar da olmuştu. Ve sonuç olarak 30lu yaşlarıma geldiğimde incelmiş ve seyrelmiş kaşlarla baş başaydım. 

Kaş farlarını, kalemlerini keşfettiğim son  4-5 yıl içinde makyaj malzemelerimin demirbaşı olmuşlardı. Her sabah makyaj yaparken itinayla kaş çizerdim kendime.. Makyajlıyken sorun yok, en azından kaşlarım boyandığı için güzel görünüyor, peki makyajsızken çektiklerim :D

Makyajsızken durum daha da faciaydı. Öyle ki makyajım yokken bile eş, dost, sevgili vs yanındayken de kaşlarımı hafiften boyardım yine. Can sıkıcı, yorucu şeyler öyle değil mi?
microblading png ile ilgili görsel sonucu
Microblading kaş kontürü hakkında bir şeyler duyuyordum ama detaylı bir araştırma yapmamıştım. Yani nasıl uygulanır, ne etkisi vardır, ne kadar kalıcı olur gibi konularda bilgim yoktu. Instagram'da bir blogger arkadaşımın sayfasında görüp incelemeye aldığım MakeupZone'u, okullar tatil olduğunda Ankara'ya gittiğimde ziyaret etmeye karar verdim ve gitmeden 1 hafta önce de randevu alıp öyle gittim. 

MakeupZone sadece kaş tasarımı yapılan bir güzellik merkezi değil, aynı zamanda ipek kirpik, nailart, kalıcı makyaj ve hydrafacial uygulamalarının da yapıldığı bir merkez. 



 

MakeupZone'a adım attığım ilk andan itibaren ilgili insanlarla karşılaştım. Kaş işlemini yapacak olan ve aynı zamanda merkezin sahibi Serpil Hanım'la tanıştım. Kendisi çok sempatik, enerjisini hemen yansıtıyor karşısındakine. Ortam da çok nezih. Makyaj uygulamalarında high end markaların kullanıldığını gördüm. Ayrıca sosyal medyada instagram hesaplarında da sorulan sorulara anında cevap alınabiliyor, bu da kararımı etkileyen bir faktördü. 

İşlem sırasında acı duyulmaması için, işlem öncesinde kaşlara anestezik krem sürüldü. Bir süre bekledikten sonra işlem odasına geçtim. Microblading işlemi 3 hafta arayla yapılan 2 seanstan oluşuyor. 

Kaşlarımın ilk hali

Öncelikle altın oran doğrultusunda kaşlarıma çizim yapıldı. Kaşlarım ince olduğu için ilk seans için kalın bir kaş çizimi yapılmadı, doğal durması açısından kendi sınırları etrafında bir çizim yapıldı.


Sonrasında da boya rengine karar verildi, ben seçimi Serpil Hanım'a bıraktım, o da doğal durması açısından saç rengime uygun bir boya seçti ve işleme başlandı. Microblading özel bir boyanın deri altına kıl görüntüsü verilerek işlenmesi anlamına geliyor. Önce kaşın tamamına boya sürülüyor. Sonrasında ucu iğneli aparatla kaşa çentik atar gibi kıl görüntüleri çiziliyor.
 Tabii bu esnada kaşa sürülmüş olan boya derinin altına işlenmiş oluyor. İşlem süresi tam hatırlamıyorum ama 15 dk sürmüştü sanırım. Ağrı, sızı olmuyor. İlk seansta 3D tekniği uygulandı.

1.seans sonrası kaşlarımın yeni hali

Bu işlemi yaptırdıktan sonra 2 gün boyunca kaşlara su değdirilmemesi ve 4er saat arayla yara olmaması için kaşlara saf vazelin sürülmesi gerekiyor. Eczanelerden kolaylıkla temin edilebiliyor bu vazelin. Serpil Hanım kaşların yara olmaması konusunda özellikle beni uyarmıştı. Ben de korkumdan telefonuma alarm kurdum gece yarısı, sabaha karşı demeden uyanıp vazelini sürdüm :)) Bir de 1 hafta boyunda fondöten, kaş kalemi vs değdirmezsem iyi olacağını söylemişti.

İşlem sonrasında kaşlara uygulanan boya ve kaş kılı efektleri çok belirgin dursa da, 1 hafta içinde kabuk tutan bölümler vazelinle birlikte yumuşayıp atıyorlar kendiliğinden. Renk açılmış oluyor tabi. 

2.seans için 3 hafta sonra tekrar gittim. İşlem öncesi Serpil Hanım'la sohbet ederken orta kulak iltihabı geçirdiğimi ve antibiyotik kullandığımı söylemiştim, iyi ki de söylemişim. Çünkü bu tür ilaçlar işlemin başarısını etkiliyormuş. O riski göze almak istemedik, o yüzden o gün uygulama yapmadık, 1 hafta sonra tekrar gittim.  Tabi bu süreçte kaşta açılmalar olabiliyor bu durum gayet normal. Çünkü 2.seansta daha sık uygulama yapılıp rötüşler uygulanıyor. Ben karma/yağlı ciltlerde bu tür işlemlerin pek başarılı olmadığını duymuştum ve üzülmüştüm, ama sadece %10luk bir açılma olmuş, yani baya iyi tutmuş benim kaşlar :)

2.seansta bir tık daha kalınlaştırıldı kaşlarım ve 6D teknikle daha yoğun kıl görünümlü uygulama yapıldı. Kıl kökleri daha önceden işlem gördüğü için hassastı ve haliyle bu sefer acı hissi fazlaydı. Hatta zaman zaman kanamalar oldu ama çok çok kısa sürdü. Bu işlemden sonra da 1 hafta boyunca yine saf vazeline devam ediliyor. 

İşlem sonrası fotoğraf çekmeyi unutmuşum, instagramda story paylaşmıştım o videoyu paylaşiyim burada, tam ekran yaparak izleyin ;)

video


Bu da kaşlarımın şu an ki gün ışığında çekilmiş hali. İlk yapıldığında simsiyah olan kıl efektlerinin renk tonlarının hafiften açılmış olduğunu görüyorsunuzdur. Zaten açıla açıla da silinip gidicek, umarım 1 sene filan dayanır :))


Benim Microblading deneyimim bu şekildeydi. İyi ki de yaptırmışım diyorum. Benim için ne artıları oldu diye sorarsanız:

- Kaş tasarımı yapar gibi her sabah kaş çizmekten kurtuldum.
- Şimdi en azından hatları belli olduğu için sadece kalemle kenarlarını belirginleştiriyorum,  aralarına birkaç çizik atıyorum. 
- Makyajsızken belli belirsiz kaşlarım varken artık kaşlarım var heyo diyebiliyorum.
- Makyajsız halimden eskisi kadar nefret etmiyorum.
- Kaşlar Önemli Kızlaaar!

Ben her sene soluğu MakeupZone Ankara'da alıcam sanırım. Çünkü sonuçtan çok memnun kaldım. Ankara'da yaşayanlara ya da Ankara'ya gitme şansı olanlara tavsiye ediyorum. 

Bu arada bu sponsorlu olarak yaptırdığım bir işlem değil, yani ücretini ödeyerek yaptırdım. Memnun kalmamış olsam illa ki belirtirdim:)  Kaşlarıyla ilgili sorun yaşayanlar yenilikleri denemekten korkmasınlar.

Herkese sevgiler

5 Mayıs 2017 Cuma

Kaş Usturası ile Kaş Şekillendirme ve Yüzdeki Tüylerin Alınması

Mayıs 05, 2017 0 Comments
Herkese merhabalar. 
Biz kadınların kıl tüy dertleri hiç bitmiyor öyle değil mi? 

Vücuttaki tüyler lazer, epilasyon, ağda vs bir şekilde hallediliyor ama yüzümüzdeki tüylere dokunmak nedense bazılarımıza korkutucu geliyor.  Makyaj yapmayı seven biri olarak yüzümdeki ayva tüyleri rahatsız ediyordu beni. Öyle simsiyah belirgin tüyler değiller ama yine de pürüzsüz makyajı engelliyorlardı. Lazer yaptırmayı denemedim hiç, çünkü kızarıyor leke kalıyor diyenler olmuştu. Ben de cımbız, ağda bandı gibi klasik yöntemlerle halletmeye çalışıyordum. Hatta bir ara Braun'un yüz epilatörünü de almıştım, hani ucuna yüz temizleme aparatı da takılabilenlerden. Onlar da zor geliyordu, canımı acıtıyordu hep. Jiletleme fikri yayılmaya başladı ortalıkta. Youtuba'da yüzünü tıraş eden kızları gördükçe gözlerim korkudan yerlerinden fırlıyordu. 

Korkunun ecele faydası yoktu. Bir kaç yerli youtuberın videolarında da izleyip emin olduktan sonra kaş usturalarını denemeye karar verdim. Kolay kolay bulunan birşey de değil, aliexpressten getirtenler olmuş, rossmannlarda da varmış ama ben her gittiğimde "kalmadı" cevabı alıyordum. Online olarak eveshop sitesinden siparişimi verdim.   4 aydır da elimden düşmüyorlar:)


Fikirlerimi tam olarak anlatabilmek için 4 ayın yeterli bir süre olduğunu düşünüyorum. Yüzümde bu usturaları kullanmadığım yer yok gibi. Dudak üstü, çene, favori, kaş üstü, alın kenarları, yanak. Instagramda paylaştığımda eleştirenler de olmuştu. Siz erkek misiniz diyen bile vardı :D Anlamadığım bir şey var. İnsanlar denemeden bilmeden, sağdan soldan duyduklarına göre yorum yapıyorlar. Yok işte kıllar erkeklerinki gibi çıkarmış, yok simsiyah çıkarmış, yok semsert çıkarmış. Yahu denedin de mi konuşuyorsun diye sorarlar insana:) Ben bizzat kendim denemek ve görmek istedim. Koldaki tüye bile tahammül edemeyen ben, senelerdir kollarımı bile tıraş ediyorum. Ve hiç de erkek kolu gibi değil pambıııkk gibi :D Neyse konumuz yüzümüz oraya geri dönelim.


Yüzümdeki tüylerde ne bir artış, ne bir sertlik ne de başka bir şeye sebep olmadı bu usturalar. Bunu şey gibi düşünün. Tüyünüz alınmadan önce nasılsa, yine aynı şekilde çıkıyor. Sertse sert çıkar, yumuşaksa yine yumuşak çıkar. Kaşlar yüzdeki tüylere oranla daha siyah, daha sertler, dolayısıyla kaşlara uygulandığında yine siyah ve sert çıkıyorlar. Yüzümdeki tüyler ince ve siyah olmadığından yine aynı şekilde çıkıyorlar. 



Tabii yine de şunu belirtmeden geçmiyim. Herkesin kılı tüyü, cilt yapısı farklıdır. Bendeki etkisi bu şekilde. Sonra uygulayıp da yok efendim benimki şöyle oldu böyle oldu diye itiraz kabul etmiyorum:)

Tüylerin çıkış sürelerine gelicek olursak. Kaşlar 2-3 günde çıkıyor, dudak üstü 3-4 gün, ayva tüylerini inanın en son ne zaman yaptım hatırlamıyorum. Kolay kolay çıkmıyorlar, belki ayda 1 ya da 2 kere filan tıraş ediyorumdur.



Ben yüzüm için kıl tüy temizleme konusunda en pratik ürünleri bulmuş oldum böylece. Yüzüm artık cillop gibi:))  Sorularınızı hiç çekinmeden sorabilirsiniz.

Herkese sevgiler



25 Mart 2017 Cumartesi

#gulshendoganile8mart Kadınlar Günü Buluşması ve Etkinlik Sponsorları

Mart 25, 2017 0 Comments
Herkese merhabalar.
4 Mart Cumartesi günü Ankara'da sevgili Gülsen Doğan'ın düzenlediği kadınlar günü etkinliğine katıldım. Gülsen'in gelenekselleştirdiği ve 3.sünü düzenlediği bu etkinlik için çeşitli illerden gelen blogger arkadaşlarımız da vardı. Ben de Ankara dışından katılanlardan biriydim :)


Etkinlik mekanımız, benim daha önce de gidip görmüş olduğum Eskişehir yolundaki Söğütözü Bay Gurme'ydi. Silver glitter temasına uygun olarak giyinip gittiğimiz mekanda, Prenses Organizasyon'un hazırladığı masalar harika görünüyordu.

Etkinlikte bizlerle birlikte Milkshake Türkiye, Doğadan Çay ve Revox gibi değerli firmaların yetkilileri de vardı. Özellikle saç bakımı konusunda uzmanlaşmış markalardan Milkshake'in yetkilisi Mustafa Bey'in eğlenceli sunumu göz doldurdu.


Milkshake'in Whipped Cream saç köpüğü dışında argan yağı, saç renklendiricileri, şampuan, saç kremleri ve daha pek çok ürünle geniş bir ürün yelpazesine sahip olduklarını öğrendik.


Doğadan Çay yetkilisi Tülin Hanım ve Revox yetkilisi Gamze Hanım da yeni ürünleriyle bizlerleydi.







Günün geri kalanında Bay Gurme'nin ikramlarıyla çaylarımızı yudumlarken bol bol sohbet edip, fotoğraf çektirdik ve tabii ki Gülsen'in bizler için hazırladığı hediyelerimizi kurcaladık :)











Sena (Little butterfly blog)  ile tekrar karşılaşmak ve güzel kombinleriyle severek takip ettiğim Ümran'la (Pembedunyam) tanışmak keyifliydi.


Çok severek takip ettiğim Başak (Larcenciel blog) ve Filiz'le (Makyaj kelebeği blog) de tanışma fırsatı buldum.


Etkinlik sahibemiz Gülsen'e (Gulshendogancom) nazik daveti, emekleri ve birbirinden hoş bloggerları bir araya getirdiği için teşekkür ediyorum.




Etkinlikle ilgili paylaşımlarımızı instagramda #gulshendoganile8mart hashtaginden takip edebilirsiniz.


Etkinlik Sponsorlarımız


❤ Doğadan Çay 'ın Güney Afrika'nın milli içeceği  antioksidan özellikli rooibos ile vanilyayı buluşturduğu yeni Büyülü Bohça Rooibos Vanilyalı karışık bitki çayı favorilerimden oldu bile.



Selin Kolonya'nın gerçeğini aratmayan ardıç, lavanta,hanımeli, incir, bahçe gülü kokularına bayıldım. Özellikle ardıç mükemmel kokuyor. Mini çanta boyları da çok pratik olmuş. 




Yves Rocher uzun yıllardır severek kullandığım bitkisel içerikli markalardan biri. Dünya Bahçeleri serisi duş jellerinin kokuları çok güzel. Birebir gerçek kokuları yansıtıyor. Bu Makademya Fındığı  duş jeli de fındık fındık kokuyor:) Cildi yumuşatma ve nemlendirme özelliği varmış.



Daha önceleri HC Hair Care'in saç ürünlerini kullanmıştım. Ovex saç maskesi, complex bakım yağı favorilerim arasında. Yeni çıkarttığı cilt bakım ürünleri de oldukça iddialı görünüyor. Özellikle ambalajları çok şık olmuş. Tüm cilt tipleri için misel makyaj temizleme suyu ve kırışıklık karşıtı günlük serumun etkilerini merak ediyorum.


Yaz meyveleri ❤ ben.. Otacı'nın yeni meyveli şampuan serisi de oldukça iştah kabartıcı olmamış mı? Ayrıca bu şampuanların sles, sls, paraben, silikon gibi zararlı içerikler ve boyar madde içermemelerine ne demeli. Hoş kokulu, şirin ambalajlı, temiz içerikliler, boyalı, kuru, yağlı saclar için olan çeşitleri de var.  Bu şeftali ve aloe veralı da çok güzel kokuyor. 




Dr. Oetker hayatımıza girdiğinden beri mutfakta işlerimiz çok daha kolaylaştı öyle değil mi? Yapımı en zor ve uğraştırıcı hamur işlerini bile kolayca yapabiliyoruz artık. Çok Tahıllı Ekmek, Brownili Puding ve Çikolatalı Fondü de yeni ürünlerinden. Browni delisi biri olarak ilk fırsatta Brownili Puding'i denemem lazım. 



Pantene'in zayıf ve yıpranmış saçlar için olan yeni serisinde şampuan, keratinli E vitaminli bakım yağı ve durulanan köpük saç kremi bulunuyor. Bakım yağını uzun zamandır kullanıyorum 2-3 şişe bitirmişimdir, herşeyden önce kokusu efsane bence. Sadece saç uçlarına uyguluyorum, saçları ağırlaştırıp yağlandırmıyor, yıpranmış görünümü gideriyor. Seride en dikkatimi çeken ürün köpük saç kremi oldu. Köpük ürünleri çok seviyorum, uygulaması eğlenceli oluyor. Yıkama esnasında saç uçlarıma sürüp biraz bekletiyorum sonra da duruluyorum, normal bir saç kremi kadar yumuşaklık vermese de yine de etkisini beğendim. 



❤Yeni bir yerli renkli kozmetik markası daha, L'rouge💄Üstelik temiz içerikli, hayvanlar üzerinde de test yapmıyor. Dudak dolgunlaştırıcısı Plump Lips çok ilgimi çekti, sürünce dudaklarda karıncalanma gibi böyle mentolden yanarcasına bir his oluşuyor ve hafiften şişiyor dudaklar.


Beliz Kozmetik'in Kiss takma kirpikleri kullandıklarım arasında kesinlikle en iyisi. %100 insan saçından yapılıyormuş ve tekrar kullanılabliyorlar. Lip balmların teneke kutuda olan pot O'miracle serisinden olanlarından kullanmıştım gayet güzeldi, stick seklinde olan da kullanım açısından daha pratik olmuş. White Glo diş macununu hiç kullanmamıştım. Beyazlatma etkisi olduğuna göre severim diye düşünüyorum.



❤AmWay Artistry kozmetik ürünlerini ilk kez kullanıcam. Temizlik ürünleriyle tanıdığım Amway'in bu alandaki basarisi kozmetiğe de yansımıştır diye düşünüyorum. Ambalaj tasarımlarını çok beğendim, özellikle ışıklı ve aynalı lip gloss efsane olmuş bence. Satinique saç maskesi de boyalı ve yıpranmış saçlar içinmiş. 




Milk shake bakım köpüğü süt proteinleri içeriyor ve kokusu öyle tatlı ki, kremalı vanilyalı şekerli gibi:) Saç uçlarıma süreceğim zaman sıktığım köpüğün içine Milk Shake Argan yağından da damlatarak kullanıyorum.



Revox at kuyruğu şampuanıyla ön plana çıkan markalardan biri olmuştu. Sonrasında ürün yelpazeleri epey genişlemiş. İlk kez denenecekler listesine Revox kalıntı giderici şampuan ve At Kuyruğu bitki yağı da eklendi. 



❤Tarko Kozmetik'in tatlış desenli makyaj çantaları, tarakları, makyaj firçaları, takma kirpik ve daha pek çok ürününe kozmetik mağazalarında sıklıkla rastlıyoruz. Hem şık hem uygun fiyatlı olmaları cezbedici. Tarko aynı zamanda lionesse, solingen, artnet gibi markaları da bünyesinde bulunduruyor. 



Lavera da benim için yeni markalardan biri, temiz içerikli olması dikkatimi çekti. Dudak kalemi, ruj ve el kremini hemen kullanmaya başlıyorum. Fenjilyan ürünleri de parabensiz, renklendirici madde içermeyen zararlı içerik barındırmayan markalardan biri. Etkinlikte herkese farklı ürünler verildi, bana da yaşlanma karşıtı krem çıktı, ehehe neden diye soramıyorum malum 32 yaşında biri için gayet iyi bir eşleşme olmuş:) Cecile de kırmızı oje ve simsiyah Extra Asia göz kalemini hediye etmiş, kalemi çok severek kullanıyorum. Porky Pumpkin'in üzerinde adımızın yazdığı ağaç dilimli magnetlerine bayıldım. 


❤Hangimizin makyaj çantasında Essence ürünleri yok ki? Cicili bicili ve uygun fiyatlı oluşlarıyla gönlümüzü kazanan bir marka oldu hep Essence. Bu ürünlerini de merakla denicem.


Biota markasını renkli kozmetik ürünleriyle tanımıştım, cilt bakım ürünleriyle de oldukça iddialı görünüyorlar. Özellikle ürünlerin ambalajlarını çok beğendim. Kırışık karşıtı temizleme jeli, tonik, göz altı kremi ve günlük krem yine bana yaşımdan dolayı hitap eden ürünler oldular. 


❤Schwarzkopf'un BC Bonacure Hair Therapy serisi ürünlerinden şampuan ve saç kremi de ilk kez deneyeceğim ürünlerden. 



Sponsor firmalara teşekkür ediyorum. 

Herkese sevgiler.